Arabalardan Modern Otomobillere

Nisan 2018

At arabalarından günümüzün modern otomobillerine uzanan yüzlerce yıllık serüvende değişmeyen hedefler hep konfor ve hız oldu. Sanayi Devrimi’yle birlikte hayvanların “sırtına yük” olmaktan vazgeçen insanoğlu, günümüzde artık bu hedefleri yeteri kadar yakalamış sayılabilir.

 

Eskiden Türkler ve Moğolların yaşadığı Orta Asya’da bölge halkının günlük yaşantısında arabalar önemli bir yere sahipti. Bu bölgede iki türlü arabanın varlığından söz edilebilir. Biri sürücünün arkaya oturup dizginle idare ettiği Harizm ve Kaşgar arabaları, diğeri ise sürücünün at üzerine binip kısa gemle idare ettiği Türkistan ve Hokand arabalarıydı. Ayrıca Kırım’da halkın dört tekerlekli, at, öküz ve deveyle çekilen arabalar kullandığını da İbn Battuta yazıyor.

Avrupa’da ise aynı dönemler için benzer şeyleri söylemek mümkün değil. Zaten arabalar her dönem aynı amaç ve şekilde de kullanılmamıştı. 16 ve 17. yüzyıldan sonra Avrupa’da önce hanedana mensup, sonra da tüm varlıklı erkekler araba kullanma ayrıcalığını kazanmışlardı.

Roma-Bizans kültüründe İstanbul’da daha çok hipodrom olgusu ile Roma’nın ana model alındığı sürat ve yarış arabaları kullanıldı. Bunlar, önüne bir veya birkaç at koşulan, sürücünün taşıtı ayakta durarak kullandığı kısmı yüksek, hatta arkası açık olan iki tekerlekli taşıtlardı.

Osmanlı’da askeri alanda büyük topların nakli için 15. yüzyıl sonlarında top arabacıları ocağı oluşturuldu. Ancak Osmanlı İstanbul’undaki kullanımına bakıldığında, önceleri sadece saray kadınlarının ve yine biraz varlıklı hastaların binebildiği arabalara, 19. yüzyıldan itibaren paralı kesimlerin kadınları ve zamanla “arabaya binmesi yakışık alabilecek” her tabakadan erkekler binebildi.

19.yüzyılda posta teşkilatının kurulmasından sonra bu teşkilat içinde de zaman zaman araba kullanıldığı oldu. Tanzimat’la beraber hem özel hem de kiralık arabaların yaygınlaştığı söylenebilir. II. Meşrutiyet sonrası ise bütçesi uygun olan herkes özel oto ve taksi denilebilecek şekilde arabaları kullanmaya başladı. 19. yüzyılda başta İstanbul’da olmak üzere hem kentin hem de kent içi ulaşımın, yolların gelişmesiyle araba kullanımı daha da yaygınlaşacaktı.

Otomotivin sektör haline gelmesi

Arabaların bütün insanlık tarihi içinde belki de yeni yaygınlaşan konumuna asıl ivme kazandıran olgu ise Sanayi Devrimi oldu. Buharlı makineler, motorlu araçlar derken, fayton gibi şık görünümlü ve uzun zaman yollarda arz-ı endam etmiş arabalar yavaş yavaş tarih sahnesinde nostaljik bir gün geçirmek isteyenlere hitap eder oldu. Onların yerini daha hızlı hareket eden, daha sıcak tutabilen, daha güvenli, hayvanların sakatlanma veya yorulma ihtimalini ortadan kaldıran, bozulduğunda yedek parçasıyla eski haline getirilebilen otomobiller aldı. İhtiyaçlara göre modelleri, teknik özellikleri, büyüklükleri, renkleri çeşitlendikçe otomobiller zamanla otomotiv sanayisini ve sektörünü ortaya çıkaracaktı.

“Otomobil” kelimesi Fransızca ve İngilizcede “kendinden hareketlilik” anlamına gelen “automotion” sözcüğünden türetilmişti. Bu sözcük ise “kendi” anlamındaki eski Yunanca “autós αυτός” ve “devinim” anlamındaki Latince “motio” sözcüklerinin birleşmesiyle oluştu.

Artık arabalar bir yerden bir yere yük veya insan taşımak için sınırlı amaçlarla kullanılan araçlar değil. Arabalarda harcanan sürenin kalitesini iyileştirmek, konforu artırmak ve kişiye özel imkanlar sunabilmek konusunda bütün dünyada çetin bir rekabet yaşanıyor. Her an ortaya çıkabilen yeniliklere yetişebilecek bir enerjiye sahip olmak gerekiyor.